Yıldırım Kule

ÖÖzgün tasarımı ile farklılık yaratan ve binaya prestij kazandıran binamızın dış cephesi, kullanıcıların güvenliğini ve yaşam konforunu artırarak, düşük işletme maliyeti sağlayacak şekilde kurgulanmıştır. Doğal kaynakların ve çevrenin korunmasına katkı sağlayacak şekilde, üçüncü nesil camlar, çevreci ve uzun ömürlü malzemeler ve yapılan doğru yalıtımlar ile Yeşil bina felsefesine uygun bir cephe sistemi teşkil edilmiştir. Avrupa standartlarına uygun, ses yalıtımı sağlayan, rüzgar yükü (TS EN 12179), hava (TS EN 12153) ve su (TS EN 12155) yalıtım testlerinden geçmiş sistemler ile inşa edilen binanın dış cephesi, bütün yapı fiziği gerekliliklerini karşılamaktadır.  Aynı zamanda değişen ihtiyaçlar ve fonksiyonlar doğrultusunda adaptasyon esnekliğine sahip dış cephesi ile binamız, yatırımcılara yüksek satış değeri kazandıracaktır

Ankara’nın kuzey güney aksında ofis-mağaza şeması içermesi gereken yapının avantajı dört  tarafının cephelerle çevrili olmasıdır;  Konya yolu cephesi, doğu aksında Balgat Çankaya bakış açısı, batı aksında Konya yolu ve bu yola yaslanan ODTÜ yeşilliğini görme olasılığı gibi. Mimariyi oluştururken yatayda uzanan kütlenin yatay hareketini vurgulamak, dikeyde tırmanan kütleninse bütünlüğünü bozmamasını sağlamamız gerekmekte idi.

Manzaralara bakan mecburi cephe koordinasyonu mimari açıdan en doğru yönlendirmeleri vermiş olmakla birlikte kütlenin topografta üzerine yerleşimi esnasında oluşan kot farkı doğu cephesinde alt katlardaki yerleşimi artırmaya olanak sağlamıştır. İnsan ve araç trafiğinin yoğun olduğu cephe topografyanın üst kotuna diğer değişle batı cephesine yerleşmiş olup; giriş esnasında yapı ve insan ilişkisini kurmak adına giriş cephesinden insan ölçeğine indirgenmiş giriş takı (başka bir deyişle eski zamanlardaki taç kapı) cephenin geniş yüzeyi, insanın yanında minimal kalmasından dolayı geliş istikametine ve giriş algısına, eğimiyle belirleyici bir hava katmaktadır.

İnsan kule ilişkisini kurgularken izlenilen yöntem ve sonucu vurgulayacak olursak, öncelikle yapıya yaklaşma sınırlarıyla insan bina etkileşiminin başladığı kadrajlar belirlenmiş ve bu kadrajlarda geniş cephenin algılanıp algılanmadığı kontrol edilmiş, sonundaysa cephenin etkisini artırmak adına cephenin plastik etkisini artıran güçlü ve iddialı bir yay oluşturulmuştur. Zeminden doğu cephesine ve içeriye doğru eğilen bu yay kulenin yüksekliğini ortaladıktan sonra tekrar dışarı doğru, yön olaraksa batıya doğru eğilmektedir. Plastik açıdan vurgulu bir teması olan ve dışarıya çıkan döşelemelerinin altı metreye kadar uzandığı bu eğimli yüzey, statik ve imalat açısından birçok zorluğu beraberinde getirdiği halde, proje, kuledeki bu içbükey hareket ile cephedeki ışık ve  yansıma konfigürasyonlarını klasik kulelerden çok daha farklı ele almış ve yansıma açısından alt katlar gökyüzünü yansıtma eğilimindeyken yüksek katlara doğru çıktıkça yeryüzünü yansıtma eğilimi göstermektedir. İnsana doğru eğilen üçlü tag ve insana doğru eğilim gösteren dış yüzey bakış açısı olarak entegre olup kule-insan ilişki derinliğini artırmış, alışılagelmiş kule konseptlerine başka bir bakış açısı getirmiştir.

By | 2018-01-13T10:45:40+00:00 Haziran 30th, 2015|Mimari, Ofis, Ticari|0 Comments